top of page

BİR ÖMRÜN İLK ADIMI

“Her şey plansız başladı…”

Ankara’dan Amasya’ya, sadece bir arkadaşımı görmek için yola çıkmıştım. Yanımda Baran vardı. Açıkçası o yolculuğun hayatımda bu kadar yer edineceğini bilmiyordum.

Dönmemize bir gün kala, Arda “yarın kızlar da geliyor” dedi. Sıradan bir gün gibi geldi. Kimlerin geleceğini bile bilmiyordum… ve belki de en güzel kısmı buydu.

Ertesi gün geldiler. İlayda, Sude… ve Nurgül.

O an her şey normaldi aslında. Öyle filmlerdeki gibi “ilk görüşte” bir sahne yaşanmadı. Hatta ben Nurgul'ü görünce bile konuşamamıştım.
Ama bir şey vardı… fark etmediğim, ama içimde yavaş yavaş yer eden bir şey.

Hep birlikte Amasya’yı gezdik. Gülüştük, yürüdük, vakit geçirdik.
Sonra bir nargile kafe aramaya çıktık. İki yer gezdik, olmadı. Üçüncü mekânda oturduk.

Orada bir oyun oynadık… Kutu oyunu. Çektiğimiz cümlelere göre elimizdeki film repliklerini söylüyorduk. Belki basit bir oyundu ama o masada kurulan cümleler, atılan kahkahalar… o anı unutulmaz yaptı.

Sonra bir anda, tamamen plansız bir şey söyledim:

“Birden Samsun’a gitsek ya?”

Baran ve Arda hiç düşünmeden kabul etti. Kızları da çağırdık. Onlar da yurttan izin alıp geldiler. Her şey o kadar spontane gelişiyordu ki… sanki hayat bizi bir yerlere doğru itiyordu.

Samsun, Atakum sahili…

Gece, deniz, hafif rüzgar… Hepimiz sahilde oturduk. Sohbet ettik. Ama bir an vardı ki, her şeyden ayrıldı.

Nurgül… tek başına salıncakta sallanıyordu.

Ben de yanına gittim.

O an belki dışarıdan bakınca sıradan bir sohbetti. Ama benim için… her şeyin başladığı yerdi. Konuştuk, güldük. Zaman yavaşladı sanki.

Diğerleri bisiklete ve scooter’a binip uzaklaştı. Ve biz… Nurgül’le baş başa kaldık.

Sonra biz de scooter’a binmeye karar verdik. O süremem dedi. Ben de arkama aldım.
Bana sarılarak…

Ama sürekli bacaklarını oynattığı için scooter dengesiz gidiyordu. Belki komikti, belki küçük bir detaydı… ama o anın içindeki his, tarif edilemezdi.

Sonra sahilde yürüdük. Gece ilerledi. Ve biz o geceyi sabahladık.

Sabah geri dönerken…

Nurgül arka koltukta, tam arkamdaydı.

Ben araba kullanıyordum.

O ise başını koltuğa yaslamış, sessizce beni izliyordu.

Hiçbir şey söylemeden.

Ama bazı anlar vardır… kelimelere gerek duymaz.

İşte o an, her şeyin gerçekten başladığını anladım.

En Değerli Anlar

Kalbimin Fısıltı

(01) ŞİFA GİBİ

Bakışındaki Derinlik

(02) DİNGİNLİK

Ruhuna Yolculuk

(03) BİZ OLMAK

Sonsuz Bir Teslimat

Sana bakarken sadece bugünü değil, ömrümün geri kalanını görüyorum. Gözlerinin içindeki o uçsuz bucaksız evrende kendimi buluyorum.

Seninle yan yana yürümek, hayattaki en sessiz ama en güçlü eylemim. Varlığın, zihnimdeki tüm karmaşayı dindiren tek sığınak aslında.

Elimi tuttuğunda zamanın hiçbir hükmü kalmıyor. Bizim hikayemiz, birbirimizin ruhuna attığımız en zarif ve en unutulmaz imza olsun.

AŞKLA KAL... SONSUZA DEK... DENİZİN GÜLÜ...

bottom of page